Köklü kadim bir milleti ve kültürü; top, tüfek, balistik füze nükleer silahla veya atom bombasıyla yok edemezsiniz.
Böyle bir milleti ekonomik baskılar ve yıkımlar ile terbiye edemezsiniz.
Milletin içerisinden mankurtlar yetiştirerek de o ulusu ve medeniyeti yok edemezsiniz.
Madenlerine, zenginliklerine çökerek de yapamazsınız.
Velhasıl; ne yaparsanız yapın bir medeniyeti, ulusu yıkmak öyle kolay iş değildir.
Ancak bir ulusu, kültürü çökertmek için eğitim sistemini bozmak, yap boz tahtasına çevirmek, köklerinden koparmak yerle yeksan etmek yeterli olur.
Çünkü eğitim doğumdan itibaren her bir ferdin geleceğine damga vuran yegane unsurdur. Umutlarla dolu iyi bir gelecek ancak eğitimle sağlanır.
Eğitimi yerle bir ettiğinizde ulus da medeniyet de çökmeye mahkum olur.
Mesela hastalar, niteliksiz doktorun elinde can verir.
Eserler, iyi yetişmemiş mühendislerin elinde yıkılır.
Para, kendisini ekonomist sananların elinde film olur.
Bilim hak etmediği halde akademisyen elinde yok olur.
Sanat; toplum ve değerlerinden kopan ellerde ucube olur.
Zaman; amacı, hedefi, kaygıları olmayanların içinde girdaba dönüşür.
Hukuk, vicdan ve izan yoksunu hakimin elinde ya korku aracı ya da bozuk terazi olur.
Din, ahlâk ve etik değerler din tüccarlarının elinde gerçek din yerine geleneksel hurafelere dönüşür.
Sonuçta; hayata dair olumlu veya olumsuz her durum eğitim sistemiyle kendine yaşam sahası bulur. Ulusu ve medeniyeti ya ayağa kaldırır ya da çökertir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk diyor ki: "Eğitimdir ki bir milleti; ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder. "
Fransız Montaigne diyor ki: "Eğitim görmüş halkı bir yöne sevk etmek kolay, sürüklemek güçtür; idare etmek kolay, köleleştirmek imkânsızdır. "
Neticede eğitim iflas ederse uluslar medeniyetler iflas eder. Medeniyetin- kültürün iflası bir ulusun iflasına dönüşür ki, o da yok oluş demektir.
Mesele; bu duruma düşmeyecek bir eğitim sistemi, düzeni, disiplini ve sürekliliği oluşturmaktır.
Kadim Türk tarihi; kültür, sanat, felsefe, bilim, etik değerler, düşünce birikimi olan medeniyete sahiptir.
Ancak Türk medeniyetinde zaman zaman kültürel yozlaşmanın zirve yaptığı, düşünce felsefe, bilimin kesintiye uğradığı karanlık süreçleri, çıkmaz sokaklara girdiği anları hep gördük, görüyoruz da.
Bu kesintili, boş alanları genelde müfteri din tüccarları ele geçirmiş toplumu kültürel açıdan mecrasından çıkarıp farklı yollara sokmuştur. Bu doğmatik kafalar; düşünce, felsefe, bilim ve etiğin kesintiye uğradığı anlarda insanların doğru yolu bulmasını engellemeye çalışmıştır. İnsanların düşünce ufkunu karartmıştır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi, "Benim asıl korkum bu milletin gerçek dindarla din tüccarlarını ayırt edememesi sonucunda yaşayacakları felakettir".
O nedenle doğru yolu bulmak düşünce ve felsefenin kesintiye uğramaması, medeniyetin ve ulusun varlığı için, köklerinden güç alan, dünya ile entegre olabilen eğitim sistemini yeniden inşa etmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Geleceğe dair güçlü adımlar atmak, düşünen, araştıran, sorgulayan, eleştiren, yaratıcı, geliştirici, üretici zekalar yetiştirmek ancak devamlılığı olan millet, ülke ve dünya gerçekleriyle oluşturulan kalıcı, sistemli, disiplinli, devamlılık arz eden bilimsel temellere dayalı milli bir eğitim sistemi ulusun kurtuluş ve gelecek reçetesidir. İşte Türk ulusunun sınavı bununla ilgilidir.
Bu bağlamda; " Bir yıl sonrasıysa düşündüğün, tohum ek. Ağaç dik, on yıI sonrasıysa tasarIadığın, ama düşünüyorsan yüz yıl ötesini, halkı eğit o zaman… Bir kez tohum ekersen, bir kez ürün alırsın, bir kez ağaç dikersen, on kez ürün alırsın, Yüz kez olur bu ürün, eğitirsen toplumu. Birisine bir balık versen, doyar bir defa; balık tutmayı öğret, doysun ömür boyunca " diyor.
-Kuan Tzu-
Kültürden, düşünceden, felsefeden, bilimden ahlaktan koparıldığımız sürece bu toprağın nesilleri sorunlu bir hayat yaşamaya devam edecektir. Ki bugün tam da bu sorunu yaşıyoruz.
Köhneleşmiş ve çürümüş zihniyet; bilim, ahlâk, din değerlerinin birlikte yürümesini sağlayarak bu topraklardan ancak yok edilebilir.
Eğitim sisteminin bir ulus ve medeniyet için ne kadar önem taşıdığını şu özlü sözler güzel ifade ediyor:
"Öğrenmenin de maliyeti vardır: Önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenir; otoriteden öğrenenler özgürlük bedeliyle öğrenir; deneyerek öğrenenler etiket fiyatından öğrenir; hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir; hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler."
-Arthur Miller-
Türk medeniyeti ve ulusunun geleceğe dair güçlü ve kararlı adımlar atması dumura uğramaması için; maddi manevi her açıdan donanımlı, köklerine bağlı, kendi özünü koruyan, evrensel değerlerle entegre olmuş, aklın, bilimin, ahlakın ışığında nesiller yetişmek adına milli eğitim sistemini kurmak çok zor olmasa gerek.